|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
 |
Tek mi, Çift mi?
Bazısı aşk insanı, bir öbürüne ilişki külfet! Bazısına bekarlık sultanlık, bir diğerine yanlız olmak işkence! Oturup her birini teker teker dinlesen hepsine ayrı ayrı ikna olursun. İşin içine bir de özel günler girince ortalık iyice karman çorman olur. 14 Şubat Sevgililer Günü'den geri kalan günlere ne oldu? Torbaya mı girdi hepsi?
Güneşli Kaliforniya'dan yazılara devam. Yazmıştım daha evvel. Sene tek mevsim sanki buralarda. Hep yaz, hep yaz. Arada ortaya bir ilkbahar belki. Deseler inanmazdım ama arada insanın kar, kış çekiyor canı. Kafa karışıyor bazen. Kafamda bere, üstümde deri mont sokağa çıktığım olmuyor değil. Tuhaf tuhaf bakıyor millet de ancak uyanıyorum duruma. Ama insan değil miyiz? Alışıyoruz her şeye eninde sonunda. Hatta başka türlüsünü düşünemiyoruz bile bir süre sonra. Şikayet falan ettiğim yok yanlış anlamayın. Keyfim gayet yerinde. Geçenlerde bir yazı okudum. Hava sıcaklığı veya güneş ışığının az olduğu yörelerde "melankolik depresyon" sıklığı artıyormuş. İnanırım. En azından benim için geçerli... Depresyonun melankoliği nasıl oluyor diye sormayın şimdi. Birazdan açıklayacağım.
Ufukta Neler Var? Hmmm, hemen önümüzde Şubat ayı var. Demek oluyor ki sömestr tatili, kayağa gidecekler var. Kar yağar da ekstradan tatil yaparız ümidi olanlar var. 29 Şubat'ta doğum günü kutlayacaklar var. Başka ne var? Ahh... Nasıl da unuturum? Geleneksel Sevgililer günü var yahu. Bak, algıda seçicilik de bu olsa gerek. Ama bir dakika... Herkesin ayılıp bayılıp heyecanla beklediği bir gün de değil sanki düşününce. Bir kere ayın 14'ünü yalnız geçirecekler var. Daha da fenası yine yalnız geçirecekler var. Berbat bir gündür o gün onlar için. O gün her şey ve herkes çift yaratılmıştır adeta. Aklınıza gelebilecek her ürünün kalp şekline gayet rahat bir şekilde girebileceğini öğrenirsiniz sonra. Kalp şeklinde şeker, pizza, bardak, çikolata, yüzük, düğme, telefon, gözlük, bulaşık teli. Hiçbir fırsatı kaçırmaz sevimli üreticiler. Aylar öncesinden planlar yapılır. Sevgiliye sürprizler senelerce konuşulur. Evlilik teklifi rekorları tazelenir. Restoranlar full çeker. Hatta o günü yalnız geçirmemek için güne özel sevgili yapan bile olur. Tek'lerin hiç mi hiç şansı yoktur o gün. Bekarsanız bir restorana gidip tek başınıza bir yemek yemeyi deneyin. Nuh'un gemisi gibidir ortalık. Limanda kalırsın tayfun öncesi. Gemi de çeker gider. Al işte sana "melankolik depresyon"...
Rol Yapmak! Bir de işin öbür kısmı var ki yazmaya parmaklarım varmıyor ama deneyeceğim. Hazır mısınız? Seviyormuş, bayılıyormuş, aşktan geberiyor, sürünüyormuş gibi rol kesenlere lafım. İlişkinin canını çıkarmışlardır da hani cemiyete ayıp olmasın misali o gün de atlatılır. Benim diyen aktöre taş çıkarır onlar adeta. Oscar'lıktır performanslar... "Öööf ne hediye alacağım ben şimdi yaaaa, kim çıkardı bu günü de başımıza, daha yeni yılbaşı hediyesi aldık bee, amaaaan bir sürü para vereceğiz yemeğe boşu boşuna" diye diye geçirirler haftaları. O gün gelip çatınca da birden aşk meleği kesilir hepsi. Sevgili de inanır. Hayalleri tazelenir. Uzatmalara gider ilişki. Bütün eş, dost da bilir durumu. Bilir de kimse ses etmez. Cici cici beraberliklerini kutlayanlara dokunmayacağım. Dokunmayacağım da şunu da sorasım geliyor onlara. Koskoca bir seneniz varken nedendir ki her günü böyle yaşayamazsınız be arkadaşım? İlla da bir "gaz" mı gerekir hatırlamanız için be canım? Arada spontane sürprizler yapmanın paha biçilmez olduğunu kimse söylemedi mi size be kuzum? Söylemediyse bile kendi kendinize de mi hissetmediniz bir tanem? O zaman aşık değilsiniz belki de, ne dersiniz güzel kardeşim?
|
|
| |
|
|