Gece Boyunca Gece Boyunca
Gece boyunca güzelliğinizden bir şey kaybetmemek için, önerilerimizi uygulayarak kendinize çeki düzen verebilirsiniz.
border
Aşk Uğruna Almanız Gereken 5 Risk Aşk Uğruna Almanız Gereken 5 Risk
İlişkinizi yıpratmamak adına, problem çıkarmamaya çalışıyor olabilirsiniz.
border
Ebru Gürsoy Ebru Gürsoy
Yaklaşık 15 yıldır televizyon dünyasının içinde olan Ebru Gürsoy'un sıradaki hayaliyse, sıkı bağları olan bir aile kurmak.
border
cosmopolitan width=10 width=10 width=10
 
 
 
Dedikodular Umurunda Değil

Jessica Alba
Son olarak başrollerini Ashton Kutcher'la paylaştığı The Valentine's Day (Sevgililer Günü) filmindeki başarısıyla oyunculuk konusunda yıldan yıla ne kadar büyük bir yol kat ettiğini kanıtlayan Jessica Alba, mutlu evliliğini de aynı şekilde başarıyla götürüyor.

Jessica Alba söze, Kid Rock'ın çok sevdiği bir sözüyle başlıyor: "Magazincilerden kaçmak istiyorsan Michigan'a taşın!" Beverly Hills Hotel'in lounge'ında salatasını yiyen güzel yıldız, bu sözü çok sevmesine rağmen uygulamaya koyamadığını; "Bütün ailem burada yaşıyor. Eşimin işi burada. Uzak bir yere taşınırsak ondan uzak kalacağım" sözleriyle açıklıyor.
28 yaşındaki güzel oyuncuyu fotoğraf çekimine götürürken magazincilerle kovalamaca oynadık. Yaklaşık iki yıldır evli olduğu yapımcı eşi Cash Warren'ın, Lindsay Lohan'la öpüştüğü dedikodusu son günlerde magazin dünyasını ayağa kaldırmış durumda ama Alba, gerçek bir Cosmo kızı gibi davranarak bu dedikodunun moralini aşağı çekmesine izin vermiyor. "Çok saçma bir dedikodu. Sanırım insanlar evlendikten sonraki hayatımı sıkıcı buluyorlar ve bu tür dedikodularla bana magazinel bir ilginçlik kazandırmaya çalışıyorlar. Ama bu hiçbir şeyi değiştirmiyor. Sıkıcıyım işte!" diyor.
Alba üzerindeki sıradan jean ve kalın örgülü hırkasıyla son derece gösterişsiz ama bir o kadar da güzel gözüküyor. Sokaktan geçen herhangi bir genç kadın gibi. Konuşurken zaman zaman Fantastic Four (Fantastik Dörtlü), Sin City (Günah Şehri), The Eye (Göz) gibi filmlerin muhteşem yıldızı sanki o değilmiş gibi hissediyoruz.
Son dönemde heyecan verici oyuncu kadrosuyla dikkat çeken (Julia Roberts, Jessica Biel, Anne Hathaway, Jennifer Garner, Ashton Kutcher, Bradley Cooper, Patrick Dempsey, Taylor Lautner) The Valentine's Day (Sevgililer Günü) filminde oynayan Alba'nın, yapım aşamasında olan beş tane filmi daha var! Üstelik güzel yıldız, bunların birinde başrolü; kocasıyla dedikodusu çıkan Lindsay Lohan'la paylaşıyor! İlginç değil mi?
Alba'yla yaptığımız bu samimi söyleşide, dostluk, şöhret, sadakat ve ailesi başta olmak üzere hayatındaki her şeyden konuştuk.

Sizinle son röportajımızı 2008'de yapmıştık. Yeni evliydiniz ve kısa süre önce anne olmuştunuz. Bu yeni hayatınıza alıştınız mı?
Her şey gayet iyi gidiyor. Gerçekten çok mutluyum. Kendimi gerçek anlamda tamamlanmış hissediyorum.

Bize biraz eşinizden bahseder misiniz?
Birçok yönden benzeyen ama aslında tamamen zıt bir çiftiz. Özellikle sosyal konularda benziyoruz. Ama mesela o benim kadar film manyağı değildir. Yemek pişirmeyi hiç sevmez, ben çok severim. O spor kanallarına bayılır, benimse hiç aram yoktur.

Bu son söylediğiniz dünyadaki tüm çiftler için geçerli sanırız!
Erkekler rekabet etmeden duramıyorlar. Ben de rekabet ederim ama bu genelde kendimle olur. Günde 18 saat çalıştıktan sonra eve gelip hem anne hem sevgili olabiliyorum. Yemek pişiriyorum, evle ilgili sorumluluklarımı yerine getiriyorum. Kocam bunu hayatta yapmaz! Bu yönümüz de hiç benzemiyor.

Biz sizi özgürlüğüne düşkün bir kadın olarak tanıdık. Evliliğin getirdiği sevgi, saygı ve itaat üçlüsüyle başa çıkabiliyor musunuz?
Evet, ama yine de başta bu fikri kabul etmek benim için zor oldu. Evliliğin gerçek anlamının değiştiğini düşünüyorum. Aslında evlilik iki ailenin güçlenmek için birbirine sarılmasından ortaya çıkan ve varlık sürdürme içgüdüsüyle oluşturulan bir kurum. Aşkla ya da ruh eşini bulup bulmadığınla ilgili değil. Şimdi ise evliliği her yerde, ayaklarını yerden kesecek bir prens bulmak olarak sunuyorlar. Bütün genç kızlar, o kabarık beyaz elbiseyi giyip prensese dönüşecekleri günün hayaliyle yaşıyorlar. Bunların abartılmasından yana değilim. Evlendiğinde ne sen prenses oluyorsun ne de kocan sürekli hizmet edilmesi gereken bir prens. Sevgi ve saygı kesinlikle olmalı ama insan kendini de sevip saymayı unutmamalı.

Bu kadar karşıysanız neden evlendiniz?
Ben hayatı iskambil oyununa benzetiyorum. Aileniz, size dağıtılan eldir. Onları seçemezsiniz. Ama evleneceğiniz kişiyi seçebilirsiniz. O, hayatınıza mutluluk getirecek, iyi ve kötü zamanları paylaşacağınız ve koşulsuz seveceğiniz biri olmalı. Benim evlilik mantığım bu.

Koşulsuz sevginin sürebilmesi için çalışmak gerekiyor sanırız...
Evet. Sürekli üzerinde çalışmak ve çaba harcamak durumundasınız. Mükemmel bir ilişkiniz olması için ortak bir noktada buluşmanız gerekiyor. Ailem bana bu konuda çok iyi bir tavsiye vermişti: 'Eğer yalnız başınayken kendinle savaş halindeysen ve mutsuzsan, evlendiğinde bu daha kötüye gidecektir. O yüzden evlenmeden ve çocukların olmadan önceki hayatın senin gerçek hayatındır.' Bu bence çok önemli.

DEVAMI COSMOPOLITAN'IN MART SAYISINDA. 


 
border
Turkuvaz Medya Grubu Copyright © 2003-2007 Tüm hakları saklıdır.
Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş.
Üretim ve Tasarım

Turkuvaz Medya Dijital