|
 |
|
 |
|
|
 |
 |
Bayan Bayana...
"Güzel Türkçe'miz"sonunda eskiden sadece gayrimüslimlerin sözlü hitap şekli olan "bayan" sözcüğüne muhtaç oldu kaldı. Hoş "kadın kadına" veya "kız kıza" sözlerinden irkilenlerin bile olduğu bir toplumda kadınsal bir sözcük sorunu yaşadığımız da kesin ama...
Geçenlerde kendimi şu gayet itici bulduğum "bayan" sözcüğünü kullanırken yakaladım. Bir de baktım ki "bayanlar şöyledir, böyledir" diye bir şeyler anlatıyorum. Çevreden, en çok da ekranlardan duya duya hiç sevmediğimiz, hatalı olduğunu bildiğimiz ve kesinlikle onaylamadığımız sözcüklere bile alışıvermemiz ne kötü. "Bayan" sözcüğünün "kadın" ile eşanlamlı kullanılması çok yanlış. Bu sadece ismin önüne getirilebilecek bir sözcük. Sadece ismin de değil isim ve soyadı birlikteliğinin önünde kullanılabilecek bir takdim, bir hitap ifadesi. Bayan Gül olmaz mesela. Bayan Gül Azer Eryüksel olur ancak. Neyse, amacım dilbilgisi dersi değil, 'ne olacak Türkçe'deki bu eksikliğin sonu' diye kafa yordum işte. Tüm yetişkin kadınları kapsayacak bir sözcük edinmemiz şart oldu, şart! Günümüzde kadınsal bir sözcük sorunu olduğu kesin. Kültürümüzde ne yazık ki ve ne çirkin ki "kadın" sözcüğüne medeni duruma göre de değil, cinselliğe, biyolojik hale ilişkin anlamlar yüklenmiş. Olmuş bir kere, yerleşmiş en azından bilinçaltlarına. Aslında örneğin bundan 50 yıl önce "kadın" sözcüğü ile pek bir sıkıntısı yokmuş kimsenin. Sorun biraz kadınların son yıllardaki değişimiyle ilgili herhalde. Çünkü eskiden, "bayanlar" açık ve net bir şekilde ikiye ayrılırlarmış. Evli veya başından evlilik geçmiş "kadınlar" ve "genç kızlar." Bir de genç kızlar, sahiden genç olurlarmış. Şimdi işler karıştı, güzel Türkçe'miz de bocalar oldu.
Ağlayın Kızlar Ağlayın Yine güzel Türkçe'miz, cinselliği yaşayan ve yaşamayan "bayana" ayrı ayrı isim verirken, günün birinde böyle bir çıkmaza gireceğini ve eskiden sadece gayrimüslimlerin hitap şekli olan "bayan" sözcüğüne muhtaç kalınacağını nereden bilsin. Aslında bu konuda günümüzün sıkıntısı evlilik öncesi cinsellik yaşayanlardan ziyade, yaşları ilerlediği halde hiç evlenmeyenlerle ilgili. Bu da yine zamanla alakalı bir mesele. Çünkü istatistiklere göz atmış değilim ama örneğin annem eskiden bütün kızların evlendiğini, şimdiki gibi evlenecek adam kıtlığı yaşanmadığını anlatıyor. Çok ama çok nadirmiş bunun dışında kalanlar. Ağlayın Birigitte Jones'lar, ağlayın. Geç doğduğunuza ağlayın. Neyse; ileri yaşlar, evlenmemişlik ve sözcük sorunu diyordum. Bu gruba girenlerin "bayan" sözcüğünden çok memnun olduklarını, onlar için bir rahatlama getirdiğini hissediyorum. "Bayan"dan rahatsız olurken bir de onlardan "bayan bayana" diye söylemler duymuyor muyum? Hani o tatlı "kadın kadına" veya biraz gırgırına kullanılan "kız kıza" ifadeleri bile sıkıntı yaratabiliyor demek ki. Bu ifadelerden biri şu çirkin biyolojik durum algılamasıyla, diğeri de yaş ilerlediği için rahatsız ediyor olsa gerek. Bayan, geçmişte gayrimüslimlere ait bir hitaptı demiştim, gerçekten de öyleydi. Benim çocukluğum övünmek gibi olmasın ama Nişantaşı'nda geçmişti. Gayrimüslimlerin Nişantaşı'nda sayıca bizden çok oldukları yıllardı. Yaşımı da ele verdim ya bravo bana! Neyse oldu bir kere, devam edeyim artık... Esnafın çoğunluğu da onlardandı. Alışveriş sırasında dükkan sahibi anneme "bayan" diye hitap ederse, gayrimüslim olduğunu anlardık. Kolaydı yani ayırmak. Ayrıca görüyorum ki günümüz dizi senaristleri de zor durumdalar. Yeri geliyor "bayanlara" dair sözcük seçiminde bayağı sıkıntı çekiyorlar. Onların sıkıntısı daha çok henüz evlenmemiş çıtırlarla ilgili. Hayır, kahramanlarımızın bütün özel hallerini de bildiğimiz için, bocalıyor senaristler bir Türk insanı olarak haliyle... İsterseniz bir de bu gözle izleyin, kendiniz yorumlayın. Yalnız ne olur "bayan bayana" izlemeyin de ne yaparsanız yapın.
|
|
| |
|
|